Ana SayfaKünyeÜye KaydıSık Kullanılanlara Ekleİletişim
Gayretullah'a dokunmaya az kaldı   |   Nuh'un gemisi   |   Ramazan-ı Şerif, bize ruh disiplini kazandırmalı   |   Olumlu Ön Kabuller ve Şuuraltı Beslenme Dönemi   |   Sefahetin yok etmeyeceği toplum yoktur   |   İtaat ve muvaffakiyet   |   Efendimiz, fıtrî hayatın talimcisidir   |   Kimseyi ihmal etmeye hakkımız yoktur   |   Peygamberin Gençleri   |   Kur'an öğretiminden hediye alınamaz mı?   |   Peygamberlere Has Özellikler ve Gönüllerin Fethi   |   İttihad-ı İslâm nedir, gerçekleşebilir mi?   |   Haşyet istemek, Allah'ı bilmenin meyvesidir   |   Ruhun ve imanın zaferi   |   Üftade Türbesi restore edildi   |   Almanya’da sufi festivali - FOTO   |   Kendisi gibi âmâlara Kur'an öğretiyor   |   Hint kız İslam'la şereflendi   |   İngiliz kadın bakan:Çarşaf özgürlüktür   |   Endonezya'da kıble ayarı   |  

SON DAKİKA EKLE

   Üye Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

HABER NUR

   Anket

Televizyon bizi gerçeklerden soyutluyor mu?

Tv bizi daha çok gerçek hayatla bağdaştırıyor
Televizyondaki her program için bu söylenemez
Evet, bizi hayatın asıl gayesinden uzaklaştırıyor.
Televizyon seyrederken seçici davranmalıyız
Hayatımızdaki değerleri ihmal etmeden seyretmeliyi

Sonuçları Göster

   Çok Okunanlar

   Yorumlananlar

 
 

   Linkler

 
 
Gıybet ve fitnenin olduğu bir görüşme kısırdır
Münafıklar konuşurken yalan söylüyor; bugün söz verdikleri bir konuda ertesi gün vefasızlık edip sözden dönüyor ve hemen her zaman en haince düşmanlık duygularını dostluk tavırları içinde icra ediyorlardı.

Gayretullah'a dokunmaya az kaldı

Nuh'un gemisi

Olumlu Ön Kabuller ve Şuuraltı Beslenme Dönemi

Sefahetin yok etmeyeceği toplum yoktur

İtaat ve muvaffakiyet

Kimseyi ihmal etmeye hakkımız yoktur

Peygamberin Gençleri

Peygamberlere Has Özellikler ve Gönüllerin Fethi

İttihad-ı İslâm nedir, gerçekleşebilir mi?

Haşyet istemek, Allah'ı bilmenin meyvesidir

Ruhun ve imanın zaferi

Günahı çok olanın sevabı daha çok olmalıdır!

Günaha Göre Ceza ve Günaha Göre Tevbe

Nasibimiz neyse, rızkımız odur!..

Cuma yamaçlarında Cemâlullah'ı müşahede etmek
Gıybet ve fitnenin olduğu bir görüşme kısırdır
06/03/2010
Kısaca fısıltı ve fiskos demek olan "necvâ" kelimesi, iki ya da daha fazla insanın fısıldaşması, başkalarının duyamayacağı şekilde gizli ve alçak sesle konuşması ve birbirine bazı sırları açması demektir. Kur'an-ı Kerim'de zikredilen "necvâ" tabiri ile de birkaç insanın bir araya gelerek bazı meseleleri gizlice ve özel mahiyette görüşmeleri kastedilmiştir ki, bu türlü faaliyetler günümüzde "kulis" adı altında sıkça yapılmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de, "necvâ" tabiriyle dile getirilen fısıldaşmalar ve gizli konuşmalar mutlak surette yasaklanmamıştır; ne var ki, bu türlü görüşmeler bazı şartlara bağlanmıştır. Öncelikle inanmak gerekir ki, göklerde ve yerde bulunan her şeyi, meydana gelen her hadiseyi Allah bilir. Bir araya gelip fısıldaşan, gizlice konuşan üç kişinin dördüncüleri muhakkak Allah'tır. Ve O, gerek bundan az gerekse daha çok sayıdaki insanın konuşmalarını da mutlaka görüp duyar. O halde mü'minler, bu hakikate bağlı olarak konuşup görüşmelidirler. Kur'an'da daha sonra da, Cenâb-ı Hak yasakladığı hâlde günah, zulüm ve Peygamber'e isyan hususunda kulis yapan ve Müslümanların aleyhinde fısıldaşan münafıklar kınanmış; onların ikiyüzlü oldukları, inanmadıkları şeyleri söyledikleri, iman esaslarıyla alay ettikleri ve işte bu fena tavırlarından, kötü davranışlarından dolayı Cehenneme atılacakları belirtilmiştir. (Mücadile, 58/7-8) Evet, münafıklar asıl duygu ve düşüncelerini sürekli gizliyor ve hep gerçekten inanıyorlarmış gibi davranıyorlardı. Onlar, konuşurken yalan söylüyor; bugün söz verdikleri bir konuda ertesi gün vefasızlık edip sözden dönüyor ve hemen her zaman en haince düşmanlık duygularını dostluk tavırları içinde icra ediyorlardı. Sürekli şartlara göre hareket edip ikiyüzlü davranıyor ve Müslümanlara karşı hep açık-kapalı kötülük düşünüyorlardı; içten içe kin, nefret ve düşmanlık hislerini besliyor ve mevhum hasımları olan mü'minler için türlü türlü komplolar planlıyorlardı. Diğer dinlerin mensuplarıyla gizli gizli bir araya gelerek Müslümanlar aleyhine çirkin çirkin oyunlar tezgâhlıyor; Peygamber Efendimiz'in tebliğine mani olmak, İslam'a yakınlaşmakta olanları çeşit çeşit hilelerle inananlardan uzaklaştırmak, samimi Müslümanların aralarını bozmak ve toplumun fertleri arasına düşmanlık tohumları atarak fesat çıkarmak için birtakım karanlık planlar yapıyorlardı. Müslümanlarla beraber oldukları anlarda onların hoşuna gidecek sözler söyleyen, duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmeyip hep olduklarından farklı görünen ve inananlarla aynı mülahazaları paylaşıyormuş gibi davranan münafıklar, ancak kendi yandaşlarıyla baş başa kaldıklarında gerçek yüzlerini açığa vuruyor; Allah'a isyan, düşmanlık, haksızlık ve Allah Resûlü'ne karşı husûmet içeren sözler söyleyerek fısıldaşıp duruyor ve sadece şer etrafında dönen kulisler yapıyorlardı. Görüşmeler, İyilik ve Hayır Düşüncesine Bağlı YapılmalıDIR İşte, Cenâb-ı Allah, onların bu kötü tabiatlarını ve genel tavırlarını anlattıktan sonra, münafıkların yaptıkları şekilde kötülük üzere fısıldaşmamaları hususunda mü'minleri ikaz etmiş; "Ey iman edenler! Şayet siz gizlice konuşacak olursanız sakın günah, zulüm ve Peygamber'e isyan hususlarında kulis yapmayın. Bunu hayır ve takvâ hususunda yapın. Dirilip huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının." (Mücadile, 58/9) buyurmuştur. Demek ki, günaha girme, suç işleme ya da düşmanlık, haksızlık ve zulüm irtikâp etme gibi hususların konuşulduğu, bu türlü meseleler hakkında planların yapıldığı bir meclis mü'minlere göre değildir. İnananlar ancak iyilik yapmak, salih ameller ortaya koymak ve dinin yasak ettiği şeylerden uzak durmak gibi "birr ü takva" ile alakalı meselelerde dar dairede istişareler yapabilir, birkaç kişi özel olarak görüşebilirler. Bu görüşmelerin başından sonuna kadar da takva mülahazasına bağlı kalmaya çalışır ve Cenâb-ı Allah'ın her zaman onlarla beraber olduğunu hep hatırda tutar; Allah'ı görüyormuşçasına ya da en azından O'nun tarafından görülüyor olma duygusuyla temkinli konuşurlar. Dolayısıyla, mü'minlerin gizli konuşmalarında su-i zanlara, gıybetlere, yalan ve iftiralara yer olmaz. Onlar, hayır düşüncesiyle bir araya geldikleri gibi hayır ve hasenat hesabına kararlar almış olarak ayrılırlar. Nitekim Allah Teâlâ bir başka ayet-i kerimede "Onların kendi aralarında yaptıkları gizli görüşmelerin, fısıldaşmaların çoğunda hayır yoktur. Bu görüşmelerde hayır olması için onların muhtaçlara yardımı, güzel bir davranışı yahut dargın insanların arasını bulmayı gözetmeleri gerekir. Kim Allah'ın rızasını arzulayarak bunu yaparsa, Biz de ona çok büyük mükâfat veririz." (Nisâ, 4/114) buyurmuştur. Evet, gıybeti âdet haline getirenlerin, sürekli koğuculuk edenlerin, yalan ve iftiradan çekinmeyen kimselerin meclisi hayır adına kısırdır. Bir araya gelen üç-beş kişinin konuşmalarında bir hayır olabilmesi için, bu insanların, muhtaçların ihtiyaçlarını giderme, dertlilerin derdine derman olma, bazılarına iyilik ve ihsanda bulunma ya da dargınların arasını bulma gibi maksatlar etrafında toplanmaları şarttır. 1 - Göklerde ve yerde bulunan her şeyi Allah bilir. Bir araya gelip fısıldaşan, gizlice konuşan üç kişinin dördüncüleri muhakkak Allah'tır. Ve O, gerek bundan az gerekse daha çok sayıdaki insanın konuşmalarını da mutlaka görüp duyar. 2- Münafıklar konuşurken yalan söylüyor; bugün söz verdikleri bir konuda ertesi gün vefasızlık edip sözden dönüyor ve hemen her zaman en haince düşmanlık duygularını dostluk tavırları içinde icra ediyorlardı. 3- Günaha girme, suç işleme ya da düşmanlık, haksızlık ve zulüm irtikâp etme gibi hususların konuşulduğu, bu türlü meseleler hakkında planların yapıldığı, gıybet ve fitnenin kol gezdiği bir meclis mü'minlere göre değildir. Fethullah GÜLEN ZAMAN - Kürsü
HABER NUR
Bu haber toplam 103 defa okunmuştur

 Bu haber için toplam 0 yorum yapılmıştır...

05/07/2010 - 06:39 İslamiyet, insanlara ne vermek istiyor ve biz ne haldeyiz?

05/07/2010 - 06:36 İnsan iradesiz olmamalıdır

05/07/2010 - 21:04 İnsanın melekût yönü

27/06/2010 - 11:03 Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm!

27/06/2010 - 09:53 Ulvi davalara çıkamayan insan!

27/06/2010 - 09:50 Allah Yolunda İstihdam ve Havf u Reca Dengesi

16/06/2010 - 15:36 Musibet - Dua ve Kurbet

16/06/2010 - 15:31 Müslüman hep en iyi olmalıdır

16/06/2010 - 15:26 Kabir kapısı kapanmıyor

08/06/2010 - 10:55 Münasebetsizlerden uzak dur!

08/06/2010 - 10:53 Hakiki mü'min faydasız işlerden yüz çevirir

31/05/2010 - 09:57 Mazeretler, hataları büyütür

31/05/2010 - 08:14 İbn-i Hatal ve ihanet

31/05/2010 - 07:51 Aldatan bizden değildir!

31/05/2010 - 07:48 Ameş'ten size de mesaj çıkabilir

26/05/2010 - 09:32 Amel ve Cedel

22/05/2010 - 21:47 Cemaatin ruhuna sadık kalan, kendi hayatına hizmet ediyor demektir

22/05/2010 - 21:41 Dünya ve ahirete kıymeti kadar önem verin

22/05/2010 - 21:36 Taklit âfeti ve biz

22/05/2010 - 21:28 Sıkıntıları karşılamada inanç ve edebimiz..

22/05/2010 - 21:24 Farklı Kültür Ortamları ve Temel Disiplinler

19/05/2010 - 08:25 Ben de kayabilirim!

13/05/2010 - 08:56 Kendisinin savcısı başkasının avukatı olmak

13/05/2010 - 08:34 Takva, günahtan koruyan zırhtır

06/05/2010 - 19:05 Unutmayın! Kimsenin yaptığı yanına kalmaz!

06/05/2010 - 19:02 Güven Telkin Etme ve Şeffafiyet

06/05/2010 - 18:58 Büyükler geceleri hep uyanık geçirmiş

06/05/2010 - 18:55 Seni sena etmeye gücümüz yetmez

06/05/2010 - 18:45 Sanat ve Alkış

06/05/2010 - 18:42 Casus!..

23/04/2010 - 08:17 Dostlukları bitiren virüs

23/04/2010 - 08:11 Nifak..

23/04/2010 - 08:03 Sebeplere Riayet:Tevekkül ve Izdırap

23/04/2010 - 08:01 Yıllar önce yazılmış bir mektup...

11/04/2010 - 23:15 İhtilaf ne zaman rahmet olur?

11/04/2010 - 23:13 Onca imkânı heder etmişim

11/04/2010 - 23:11 Töhmet noktalarında bulunmaktan sakının

11/04/2010 - 23:09 Büyüklerin hayranlık uyandıran hallerinden örnekler

07/04/2010 - 22:29 Allah dostlarının örnek hallerine inkârla bakılmamalı

06/04/2010 - 02:48 Bizi bu belde halkına sevdir Allah’ım!

06/04/2010 - 02:45 Ben olmasam bu işler yürümez!..

06/04/2010 - 02:43 En büyük servet beklentisiz olmak

06/04/2010 - 02:40 Allah'la münasebet kulun sırrıdır

06/04/2010 - 02:31 Peygamberlerin Gönderiliş Gayesi

28/03/2010 - 14:41 Başkalarını kurtarma gayreti

28/03/2010 - 14:38 Menkıbeler bize neyi anlatır?

28/03/2010 - 14:16 Tükenme çizgisi

26/03/2010 - 07:47 Yâd-ı Cemil Bir Hicret Nesli

21/03/2010 - 15:07 İslâm her şeye yeter

19/03/2010 - 09:00 Üslûp ve Hikmet
HABER NUR

Yazarlarımız

NURETTİN PALA
ANAM VE BABAM
SÜLEYMAN ARAS
Kim (Daha) Gerici?
AYNUR ERDEN
Unuttuk...
ÖMER EKİNCİ MİCİNGİRT
Gittikten Sonra
ALTUĞ ÖZTÜRK
ALLAH'A ŞÜKRETMEK
HABER NUR

Köşe Yazarları

DR.HAKAN YALMAN
Namaz kılacaktım!
HAYRETTİN KARAMAN
İslam'ı Doğru Anlamak
MEHMET PAKSU
Moral Haber
Nazardan Nasıl Korunulur?
PROF.DR. MEHMET EMİN AY
Hacc'a Manevi Hazırlık
HABER NUR

   Namaz Vakitleri

@mail.nur.tc uzantlı mail adresinizi hemen alın!
   

Google

Web haber.nur.tc

Tasarım : Network

Ana Sayfa   |   İletişim

©2005 haber.nur.tc Bütün Hakları Saklıdır...