Ana SayfaKünyeÜye KaydıSık Kullanılanlara Ekleİletişim
Gayretullah'a dokunmaya az kaldı   |   Nuh'un gemisi   |   Ramazan-ı Şerif, bize ruh disiplini kazandırmalı   |   Olumlu Ön Kabuller ve Şuuraltı Beslenme Dönemi   |   Sefahetin yok etmeyeceği toplum yoktur   |   İtaat ve muvaffakiyet   |   Efendimiz, fıtrî hayatın talimcisidir   |   Kimseyi ihmal etmeye hakkımız yoktur   |   Peygamberin Gençleri   |   Kur'an öğretiminden hediye alınamaz mı?   |   Peygamberlere Has Özellikler ve Gönüllerin Fethi   |   İttihad-ı İslâm nedir, gerçekleşebilir mi?   |   Haşyet istemek, Allah'ı bilmenin meyvesidir   |   Ruhun ve imanın zaferi   |   Üftade Türbesi restore edildi   |   Almanya’da sufi festivali - FOTO   |   Kendisi gibi âmâlara Kur'an öğretiyor   |   Hint kız İslam'la şereflendi   |   İngiliz kadın bakan:Çarşaf özgürlüktür   |   Endonezya'da kıble ayarı   |  

SON DAKİKA EKLE

   Üye Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

HABER NUR

   Anket

İslâm dinini doğru yansıtabildiğinize inanıyor musunuz?

evet inanıyorum
hayır, inanmıyorum
her zaman değil

Sonuçları Göster

   Çok Okunanlar

   Yorumlananlar

 
 

   Linkler

 
 
Allah'a yaklaşmanın en emin yolu tebliğdir
Tebliğ temsilin gücüne inzimam etmezse çok fazla tesirli olmaz. Temsil noktasında eksik kalan bir tebliğ bütün bütün tesirsiz olmasa da beklenen tesiri de gösteremez.

Gayretullah'a dokunmaya az kaldı

Nuh'un gemisi

Olumlu Ön Kabuller ve Şuuraltı Beslenme Dönemi

Sefahetin yok etmeyeceği toplum yoktur

İtaat ve muvaffakiyet

Kimseyi ihmal etmeye hakkımız yoktur

Peygamberin Gençleri

Peygamberlere Has Özellikler ve Gönüllerin Fethi

İttihad-ı İslâm nedir, gerçekleşebilir mi?

Haşyet istemek, Allah'ı bilmenin meyvesidir

Ruhun ve imanın zaferi

Günahı çok olanın sevabı daha çok olmalıdır!

Günaha Göre Ceza ve Günaha Göre Tevbe

Nasibimiz neyse, rızkımız odur!..

Cuma yamaçlarında Cemâlullah'ı müşahede etmek
Allah'a yaklaşmanın en emin yolu tebliğdir
27/02/2010
Değişik vesilelerle arz ettiğim gibi, din-i mübîn-i İslam'ı tanıtmak, Allah'ı, Peygamber Efendimizi, Kur'an'ı, iman esaslarını ve İslam'ın şartlarını anlatmak bir mü'minin en önemli vazifesidir. Dünyada tebliğden daha mukaddes bir vazife yoktur. Eğer ondan daha kutsal ve Allah indinde daha makbul bir vazife olsaydı, Allah en sevdiği kullarını o vazifeyle yeryüzüne gönderirdi ve onu en önemli kurbet (yakınlık) vesilesi kılardı. Oysa Cenab-ı Hak, peygamberlerini tebliğ vazifesiyle gönderdi ve onları Kendine en yakın kullar yaptı. Enbiyâ-ı İzâm'ın yakınlığı, o mesajı hayatlarının gayesi sayarak insanlığa ulaştırma azim ve gayretinde olmalarından dolayıdır. Öyle ise, Allah'a yaklaşmanın en emin yolu da tebliğdir. İnsanlar bu yola ne kadar yakın dururlarsa, Allah'a da o kadar yakın olurlar. Ne var ki, dini anlatmak ve din esaslarını başkalarına sunmak her dönemde farklı şekillerde ve değişik yollarla olabilir. Belli şartlar altında ve zamanın değişmesiyle, tebliğ yol ve usulleri de değişebilir. Belki değişmeyen tek esas vardır; o da, tebliğin temsille derinleştirilmesi.. yani; tebliğin yanında, tebliğ edilen şeyin temsil edilmesi. Zannediyorum, bizim ashâb-ı kiram ve selef-i salihîn efendilerimizden ayrıldığımız nokta da budur. Onlar temsilin gücünü arkalarına alıyor ve Allah'ın izniyle müessir oluyorlardı; ama biz her zaman öyle değiliz, öyle davranmıyoruz; temsil bizde ikinci planda kalıyor, belki bazı şeyleri anlatıyoruz, fakat çoğu zaman anlattıklarımızı hâle yansıtamıyoruz ve uygulamada problemler yaşıyoruz. Vakıa, ashâb-ı kiram döneminde dil ve beyan da çok önemli bir unsur olarak öne çıkmıştı. Onlar da dili çok iyi kullanıyorlardı. Çok derin bir lisan, beyan ve söz zevkine sahiptiler; Allah onları Kur'an'ın muhatapları ve tebliğcileri haline getirmişti. Fakat dünyanın değişik yerlerinde İslam'ı sunarken, ulaştıkları her milletin dilini bildiklerini söylemek de mümkün değildir. Hatta siyer ve megazi kitaplarının anlattığına göre, onlar arasında yabancı dil bilen insan sadece üç-dört taneydi. Onlar da büyük ölçüde, Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) mektuplarını tercüme etmekteydi. Fakat sahabe efendilerimiz yabancı dil bilmeseler de, çok kısa zamanda dünyanın dört bir yanında kendilerini anlatma imkânı bulmuşlardı. Herkes adeta mum kesilmiş onları dinliyordu.. onlar mum gibi, hayır, projektör gibi gitmişlerdi ve gittikleri her yerde Allah'ın izniyle çok mumlar tutuşturmuşlardı. Onların etrafa ışık saçmalarının sırrı temsilin gücündeydi. Evet, tebliğ temsilin gücüne inzimam etmezse çok fazla tesirli olmaz. Temsil noktasında eksik kalan bir tebliğ bütün bütün tesirsiz olmasa da beklenen tesiri de gösteremez. Günümüzde dinin anlatılması hususundaki eksik-gedik de bundan kaynaklanmaktadır. Bugün, insanlar maksatlarını güzel ifade ediyorlar, süslü-püslü sözlere ve beyanın gücüne televizyon, radyo ve gazete gibi, gelişmiş teknolojiyle gelen nimetleri de ekleyerek maksatlarını çok güzel seslendiriyorlar. Ellerinde geniş imkânlar var; meseleleri istedikleri gibi kompoze edip câzip hale getirebiliyor ve bir anda milyonlarca insana ulaşabiliyorlar. Fakat yine de o ilkler seviyesinde müessir olamıyorlar. Demek ki onlarda olup da günümüz insanında bulunmayan bir haslet var; işte o haslet, tebliği temsille destekleme ve derinleştirme hususiyetidir. Evet, bu önemli vazifeyi yüklenenler ve peygamberlik mesleğinde yürüyenler, ihsân-ı İlahî olarak omuzlarına konan mukaddes bir yükün taşıyıcıları olduklarını çok iyi bilmelidirler. Nasıl bir eczacının ya da bir doktorun kendine göre bir kıyafeti oluyorsa, nasıl bir ameliyatta insanlar değişik kılık-kıyafete giriyorlarsa, bu önemli vazifenin tebliğcilerinin de kendilerine göre tavır ve davranışları olmalıdır. Onların, çok samimi, çok sâdık, çok vefalı ve vazifelerinde ısrarlı olmaları gerekir. Fethullah GÜLEN Zaman - Kürsü
HABER NUR
Bu haber toplam 139 defa okunmuştur

 Bu haber için toplam 0 yorum yapılmıştır...

05/07/2010 - 06:39 İslamiyet, insanlara ne vermek istiyor ve biz ne haldeyiz?

05/07/2010 - 06:36 İnsan iradesiz olmamalıdır

05/07/2010 - 21:04 İnsanın melekût yönü

27/06/2010 - 11:03 Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm!

27/06/2010 - 09:53 Ulvi davalara çıkamayan insan!

27/06/2010 - 09:50 Allah Yolunda İstihdam ve Havf u Reca Dengesi

16/06/2010 - 15:36 Musibet - Dua ve Kurbet

16/06/2010 - 15:31 Müslüman hep en iyi olmalıdır

16/06/2010 - 15:26 Kabir kapısı kapanmıyor

08/06/2010 - 10:55 Münasebetsizlerden uzak dur!

08/06/2010 - 10:53 Hakiki mü'min faydasız işlerden yüz çevirir

31/05/2010 - 09:57 Mazeretler, hataları büyütür

31/05/2010 - 08:14 İbn-i Hatal ve ihanet

31/05/2010 - 07:51 Aldatan bizden değildir!

31/05/2010 - 07:48 Ameş'ten size de mesaj çıkabilir

26/05/2010 - 09:32 Amel ve Cedel

22/05/2010 - 21:47 Cemaatin ruhuna sadık kalan, kendi hayatına hizmet ediyor demektir

22/05/2010 - 21:41 Dünya ve ahirete kıymeti kadar önem verin

22/05/2010 - 21:36 Taklit âfeti ve biz

22/05/2010 - 21:28 Sıkıntıları karşılamada inanç ve edebimiz..

22/05/2010 - 21:24 Farklı Kültür Ortamları ve Temel Disiplinler

19/05/2010 - 08:25 Ben de kayabilirim!

13/05/2010 - 08:56 Kendisinin savcısı başkasının avukatı olmak

13/05/2010 - 08:34 Takva, günahtan koruyan zırhtır

06/05/2010 - 19:05 Unutmayın! Kimsenin yaptığı yanına kalmaz!

06/05/2010 - 19:02 Güven Telkin Etme ve Şeffafiyet

06/05/2010 - 18:58 Büyükler geceleri hep uyanık geçirmiş

06/05/2010 - 18:55 Seni sena etmeye gücümüz yetmez

06/05/2010 - 18:45 Sanat ve Alkış

06/05/2010 - 18:42 Casus!..

23/04/2010 - 08:17 Dostlukları bitiren virüs

23/04/2010 - 08:11 Nifak..

23/04/2010 - 08:03 Sebeplere Riayet:Tevekkül ve Izdırap

23/04/2010 - 08:01 Yıllar önce yazılmış bir mektup...

11/04/2010 - 23:15 İhtilaf ne zaman rahmet olur?

11/04/2010 - 23:13 Onca imkânı heder etmişim

11/04/2010 - 23:11 Töhmet noktalarında bulunmaktan sakının

11/04/2010 - 23:09 Büyüklerin hayranlık uyandıran hallerinden örnekler

07/04/2010 - 22:29 Allah dostlarının örnek hallerine inkârla bakılmamalı

06/04/2010 - 02:48 Bizi bu belde halkına sevdir Allah’ım!

06/04/2010 - 02:45 Ben olmasam bu işler yürümez!..

06/04/2010 - 02:43 En büyük servet beklentisiz olmak

06/04/2010 - 02:40 Allah'la münasebet kulun sırrıdır

06/04/2010 - 02:31 Peygamberlerin Gönderiliş Gayesi

28/03/2010 - 14:41 Başkalarını kurtarma gayreti

28/03/2010 - 14:38 Menkıbeler bize neyi anlatır?

28/03/2010 - 14:16 Tükenme çizgisi

26/03/2010 - 07:47 Yâd-ı Cemil Bir Hicret Nesli

21/03/2010 - 15:07 İslâm her şeye yeter

19/03/2010 - 09:00 Üslûp ve Hikmet
HABER NUR

Yazarlarımız

NURETTİN PALA
ANAM VE BABAM
SÜLEYMAN ARAS
Kim (Daha) Gerici?
AYNUR ERDEN
Unuttuk...
ÖMER EKİNCİ MİCİNGİRT
Gittikten Sonra
ALTUĞ ÖZTÜRK
ALLAH'A ŞÜKRETMEK
HABER NUR

Köşe Yazarları

DR.HAKAN YALMAN
Namaz kılacaktım!
HAYRETTİN KARAMAN
İslam'ı Doğru Anlamak
MEHMET PAKSU
Moral Haber
Nazardan Nasıl Korunulur?
PROF.DR. MEHMET EMİN AY
Hacc'a Manevi Hazırlık
HABER NUR

   Namaz Vakitleri

@mail.nur.tc uzantlı mail adresinizi hemen alın!
   

Google

Web haber.nur.tc

Tasarım : Network

Ana Sayfa   |   İletişim

©2005 haber.nur.tc Bütün Hakları Saklıdır...